ÇOCUKLARIN TABLET BİLGİSAYARLA VAKİT GEÇİRMESİ…

Televizyon, bilgisayar, cep telefonları derken şimdi de tablet bilgisayarlarla doğar doğmaz tanışan çocuklar, teknolojinin esiri olmuş durumdalar. Uzmanlar uyarıyor: Çocuklarınızın ruhsal, bilişsel hatta bedensel gelişimleri tehlike altında, onları koruyun!

Anne babalar çocukları televizyon karşısında uslu uslu durduğu, tablet ya da bilgisayar kullanabildiği için memnun olurken, teknoloji çocukları her yönden esir almaya başladı. Teknolojinin çocukların duygusal, bilişsel, sosyal hatta bedensel gelişimlerini olumsuz etkilediğine dikkat çeken uzmanlar, aileleri acilen önlem almaları konusunda uyarıyorlar.
Çocukların doğar doğmaz ‘ekran’ ile tanıştığını belirten Ayna Eğitim ve Psikolojik Danışmanlık Merkezi Uzman Psikolojik Danışmanı Belin Güner Nas, ailelere “Çocuklarınızın gözüne ne kadar çok bakarsanız, onun gözlerini ekrandan o kadar kolay ayırırsınız. Ekranlar çocuğunuzun gözünde sizin yerinizi tutamaz” diyor. Çocukların ve ergenlerin ekranla iletişimi belli kurallar çerçevesinde olması gerektiğini kaydeden Nas, bu konuda yurtdışında yürütülen çalışmaları referans gösteriyor:
Fransa’da ‘Ekranlar’a karşı 3-6-9-12 adı verilen bir kampanya yürütülüyor. Bu kampanyayla net ve basit kurallar konuluyor. Örneğin 3 yaşından önce ekran yok. Çocuk ekrana olabildiğince az maruz kalmalı. Ebeveyn seyrederken bile çocuk ekrana bakmamalı, çocuk oyun oynarken, yemek yerken ekran kapalı olmalı. 6 yaşından önce bir çocuk yanında yetişkin olmadan bir oyun paneliyle oynamamalı. Kendine ait bir taşınabilir oyunu olmamalı. Çocuklar 9 yaşından itibaren internete yetişkin denetiminde girebilmeli. 12 yaşından sonra ise belirli sınırlar içinde yalnız başına internete girmelerine izin verilmeli.”

Kas gelişimleri etkileniyor

Psikolog Nas, Çocuğun 6 yaşından önce okuma-yazma bilmediği ve tüm oyunlar ‘tekrarlayan’ oyunlar olduğu için çocuğun ruhsal olarak büyümesini, ilerlemesini güçleştirdiğini belirtiyor ve ekliyor:
“3-6 yaş arasındaki çocukların nesneleri 3 boyutlu algılayabilmesini sağlayan beyin bölgesinin gelişebilmesi için çocuğun hamur, resim, patates baskısı, ipe boncuk dizme gibi 10 parmağını kullanarak etkinlik yapması gerekiyor. Yine çocuklar oyun konsollarında belirli sayıda parmağını kullandığı için kas gelişimleri de olumsuz etkilenmekte.”
İzmir Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Elif Öztürk Yılmaztekin ise kriz anında çocuğun eline cep telefonu verilmesinin önemli sorunlara davetiye çıkardığına dikkat çekiyor. Yılmaztekin, cep telefonlarının internet bağlantılı hale gelmesinin, dizüstü bilgisayarların her yere taşınabilecek kadar hafiflemesinin, tablet bilgisayarlar ve benzeri teknolojik ürünlerin, anne babalar ile çocuklarının ilişkilerini her geçen gün farklı bir boyuta taşıdığını söylüyor.
Gereksiz teknoloji kullanımının çocukların yüz yüze iletişim becerilerin gelişmesini engelleyen en önemli nedenler arasında olduğunu vurgulayan Yılmaztekin şu detaylara dikkat çekiyor: “Yaşıtlarıyla oyun oynamak yerine teknolojik araçlarla oynayan çocukların küçük motor kas gelişimleri yeterli seviyeye ulaşmıyor. Akranlarıyla uyumlu birliktelik ve el becerilerinde en büyük sorunu yaşayanlar, 3 yaşından önce teknolojiyle tanışan çocuklar.”

Küçükleri ekrandan uzak tutun
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Özgür Yorbik çocukların ekran karşısında geçireceği sürenin 2 saati geçmemesi gerektiğini kaydediyor. 1 yaşındaki çocukların ise ekran karşısından tamamen uzak kalması gerektiğinin altını çizen Yorbik, 2 ile 3 yaş arasındaki çocukları tamamen teknolojiden koparmanın doğru olmadığını söylüyor ve ekliyor: “Bu yaştaki çocuklar bilgisayarla ve televizyonla 15 dakika gibi bir süre vakit geçirebilirler. Cep telefonları yüksek miktarda elektro manyetik dalga yaydıkları için beyni olumsuz etkiliyor. O yüzden cep telefonlarını çocuklardan uzak tutmak gerekir. Yine 3D filmlerin de 3 yaş öncesi göz gelişimine zararlı olduğunun altını çizmekte yarar var.”
Teknolojinin çocukların öğrenme becerilerinin de önünü kapattığına değinen Yorbik, çok sık bilgisayar oyunu oynayan çocukların duyguları tanımada, ifade etmede, kendisini anlatmada güçlük çektiğini dile getiriyor ve ekliyor: “Çocuk bir şeyi ne kadar çok yaparsa onda ustalaşıyor, otomatikleşiyor ve hızlanıyor. Sosyal paylaşım sitelerinde herkes arkadaş, insanlar kendilerini çok farklı bir şekilde gösterebiliyorlar. Çocuğun takip edilmesi zor, aynı zamanda kurban edilmesi de kolay bir ortam. Çocukların burada harcadığı zaman ders başarısını, aile ilişkisini ve sosyal gelişimini, kilosunu, vücut pozisyonunu olumsuz etkiliyor” diyor.
Çocukların saatlerce parmaklarıyla dokunmatik ekran kullanmalarının hem eklemlerini hem de yazı yazma becerilerini olumsuz etkilediğini kaydeden Yorbik, bu durumda çocukların motor becerilerinin daha az geliştiğini ve daha yavaş yazmaya başladıklarını belirtiyor.

Ödüllendirilmek istiyorlar

Psikolog Belin Güner Nas’ın teknolojinin yan etkileri konusunda ilginç tespitleri var: “Artık çocuklar ekranlar sayesinde sosyalleşiyor, arkadaş ediniyor. Daha az hareket edip daha az terliyorlar. Yanlışlarını bir ‘tık’la düzeltebiliyor; sorun çözmelerine gerek kalmıyor çünkü bilgisayar onlar için çözüyor. Hiçbir şey için çaba harcamıyor, yorulmuyorlar. Dijital dünyada elde ettikleri ödüller onların gerçek hayatta elde ettiği ödülleri yetersiz hale getiriyor. Bu yüzden öğretmenleri sürekli ‘aferin’ desin, anne-babaları sürekli ‘alkış’lasın istiyorlar.”
Çocukların teknolojiye düşkünlüğündeki en önemli rol modeli anne ve babaların oluşturduğunu dikkat çeken Elif Öztürk Yılmaztekin ise “Etrafında sürekli tabletinden maillerini kontrol eden, cep telefonundan mesaj atan, yemek yerken bile dizüstü bilgisayarında oyun oynayan anne ve babasını gören çocuk için teknoloji algısı farklı gelişiyor” diyor. Yılmaztekin, çocuğun neden ağladığını anlamak ve krize çözüm üretmek yerine cep telefonundan oyun açan anne babaların, çocuklarının sosyal hayatları ve iletişim becerileri için ciddi sorunlara neden olduğunu söylüyor.

Kurallar koyun ve uygulayın

Prof. Dr. Özgür Yorbik’in anne babalara uyarıları şöyle: “Evde kurallar çok iyi konulmalı ve uygulanmalı; takip edilmeli ve kuralların yaptırımları olmalı. Kuralları koyarken o çocuğa bunun nedeni anlatılmalı ve yetişkinler de bu kurallara riayet etmeli. Teknoloji bağımlılığı aslında biraz da farklı alanları çocuğa sunabilmekle azaltılabilir. Spor yaparsa çocuk, çevresi orada olacaktır, zamanını orada geçirecektir. Böylece çocuğun yaşantısını ele geçirmesinin önüne geçilebilir.
Çocuklar için en sıkıcı şeylerden biri de kitap okumak. Anne babalar kitap okumuyor. Buna dikkat eksikliği öğrenme bozukluğunu eklersek çocukların kitap okuması imkansızlaşıyor. Çocuklar, oyunu, aksiyonu, eğlenmeyi seviyorlar. Kitapta bunlar varsa okuyabiliyor, etkinliklerde bunlar varsa katılabiliyorlar. Çocuklar ruhuna hitap edecek etkinliklere yönlendirilmeliler.”

KAYNAK: NETGAZETESİ.NET

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir